Beklemek…
Kaç zamandır içimi kurcalayan bir garip his var. Anlamak imkânsız veya anlamaya çalışmak işime gelmiyor. Yüzleşmekten mi korkuyorum ne. Yok, yok her gece az biraz karşı karşıya geliyoruz onla –her neyse “o”- ama buluyorum yine kaçacak bir delik. Yine o gecelerden biriyle iç içeyim. İnternette bir-iki sayfayı dolanıp yine bir şeyler sarmayınca, ya hu ne yapıyorum diye kendi kendime sorgularken bir şeyler şimşek misali kadar olmasa da çakıl taşındaki kıvılcımlar gibi çaktı! Beklemek… Beklemek… Beklemek… Başıboş geçen kendi içinde sancılı, dışarıya aksetmeyen anlardan sonra sanki bulmuştum nedenini bu garip hissin. Beklemek… Heyecan gerekliydi, artık sadece İngilizce veya Amerikan Kültürü sarmıyordu. Çalış çalış veya çalışır gibi görün yine istediğin notları alma insan bir garip oluyor, izahı yok. Matematiği, Kimyayı, Tıbbı, her şeyden çok Mühendisliği özledim. Beklemek amaçsız, insanı farklı konularla ilgilenmeye sevk ediyor galiba daha doğrusu insan kendine zaman geçirecek saçma bir şeyler buluyor. Üstüme yok doğrusu bu konuda. Neresi olacak, ne olacak, nasıl olacak, olacakta nasıl olacak bu halle olursa var halimize. Bu halle ne Dr biter ne bir köye muhtar olunur. Kendi kendine geçinemiyorken onlar, çok uzak geliyor insana. Neyse efendim bekliyoruz işte başvuruları yaptık hangi şanslı üniversite bizi alacak? Bir de işin bu kısmı var J hehe… Aklıma Necip Fazıl’dan olduğunu düşündüğüm “Beklemekle” ilgili şiir geldi. Hoş biraz yanlış hatırlasam da Google düzeltti bizi. Nedense aklıma “Hastanın ölümü beklediği gibi” şeklinde geldi sanki her hastanın ölmesi gerekiyormuş gibi. Her halde bu süreci ölüm kalım savaşı gibi mi görüyorum kendi içimde, bilinçaltıma sanki öyle kazınmış.
Şiirleri bulunca bir düşündüm hayatta neleri bekliyoruz, otobüsü, servisi, arkadaşı, sınavı, sınav sonucunu, sırayı, parayı, tez sunumunu, mutluluğu, başarıyı, aileyi, dostu, aşkı, sevgiliyi… Her halde liste sayfaları sığmaz. Zamana, şarta göre bu bekleyişlerin şiddeti ve önemi değişmekle beraber muhtemelen bir ÖSS sonucunu beklemek, tez sunumunu ve en önemlisi sevgiliyi, aşkı beklemenin tadıyla, heyecanıyla diğerleri pek boy ölçüşemez. Beklemekle ilgili 2 muhteşem şiir (bana göre) biri Aziz Nesin’den, diğeri daha önce de bahsettiğim üzere Üstad’dan.
BEKLEMEK
Gözler önünde işte
Gittikçe arınıyorum kendimden
Her giden güzelleşir
Gidiyorum güzelleşmek için
Unutulsun diye çirkinliklerim
Gelecek birisi güzeldir
Gelince güzel değil
Hele gelmişse çirkin
Yaşam, ölüm gelecek diye güzel
Ey güzeller güzeli beklediğim
Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem
Artık ne gelmek ne de gitmek
Yaşamın en zor yanı beklemek
Hiçbirimiz beklemedik doğmayı,
Doğduğumuzdan beri beklediğimiz
ÖLMEK
AZİZ NESİN
BEKLENEN
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar,
Ne de şeytan bir günahı,
Seni beklediğim kadar…!
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar…?
Necip Fazıl KISAKÜREK
Her ne kadar bazıları ölümden korksa da ve bu şiirler direk ölümü işlese de çok hoşuma gidiyor. Şu anlatımda ki güzellik beni büyüledi doğrusu “Yaşam, ölüm gelecek diye güzel
Ey güzeller güzeli beklediğim/Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem/Artık ne gelmek ne de gitmek/Yaşamın en zor yanı beklemek/Hiçbirimiz beklemedik doğmayı,/Doğduğumuzdan beri beklediğimiz/ÖLMEK ” Öte yandan Üstad da “Geçti istemem gelmeni,/Yokluğunda buldum seni;/Bırak vehmimde gölgeni,/Gelme, artık neye yarar…?” diyerek insanı ayrı sahillere götürüyor.
Vessalam uzun sözün kısası bekliyoruz şimdilik…
Omer AYDIN
05/02/2010
Tuscaloosa-ABD
21:53
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder